Turkish Arabic French German Italian Japanese Norwegian Portuguese Russian Spanish

Cumhuriyetimizin Kurulusundan buyana 1952 yilinda NATO ya üyeligimiz ile Türkiyenin temel siyasi ekonomik ve Askeri iliskileri köklü bir gelisme kaydetmistir.Ankara Sovyetler Birliginin dagilmasi ile Bu ülkenin akdenize baglantisini saglayan köprü olma özelligi sebebiyle stratejik bir konuma gelmistir.

Türkiye Uluslararasi iliskilerde bati odakli bir aktör olmasina ragmen Türkiye ayni zamanda orta doguda kurulan Islami konferanslarda Israil ile Orta dogu iliskilerini düzenlemede destek bir ülke olmustur.

Avrupa birliginin halen en önemli ticaret ortagi olarak Türkiye köklü bir Türk lobisi ve politikasi olusturmus ve Avrupa Birligi ile ikili iliskilerde yogun bir gelisme sarfetmistir.

Türkiye tarih boyunca Avrupa ile ilisikilerine 1949 da Avrupa konseyi Üyesi olarak ve 1959 ylinda Avrupa Ekonomik Toplulugu na Avrupa Birligi üyesi olarak aday oldu. 1963 Yilinda Avrupa Ekonomik Toplulugu Üyesi oldu. Aradan geçen zaman da siyasi müzakereler ve siki pazarliklar sonunda Avrupa Ekonomik Topluluguna daha önceden aday ülke olarak katilan Türkiye 1987 yilinda tam üye oldu.

Avrupa Ekonomik toplulugu ile iliskilerin 1995 yilinda hizlanmasi ile Türkiye ile Avrupa Ekonomik toplulugu arasinda tam bir gümrük birligi anlasmasi imzalandi. ve birligin adinin Avrupa Birligi olarak degismesinden sonra birlige tam üyelik için 2005 yilinda Müzarekereler ve görüsmeler resmen basladi.

Bilindigi üzere Tarihteki en eski komsumuz Yunanistan ile ilskilerimizde zaman zaman gerginlik yasanmaktadir. Özellikle bölünmüs Ada Kibris Rum kesimi ve K.K.T.C ile sinirlarin halen daha çözüme ulasmamasi ve Ege denizi ile Kibristaki deniz ve hava sahalarindaki kita sahanligi anlasmazliklari halen daha devam etmektedir.

Avrupa birligine üyelik konusunda Kibris sorunu ve Türkiye limanlarinin Kibris Rum gemilerine kapatilmasi müzakerelerin daha yavas devam etmesine sebep olmaktadir. Oysa Yunanistan ve Türkiye nin 1999 yilinda ardarda yasadigi depremlerde birlikte gösterdikleri sagduyu ve Yardim isteklerinin geri çevrilmemesi ile aslinda her iki Ülkeninde birbirleri ile olan tarihsel bagdan kopmadiklarinin gerçek bir göstergesidir.

Soguk savasin sona ermesi ile Türkiye ve Rusya yada eski komunist Ülkeler ciddi ekonomik ve beseri iliskiler içine girmislerdir. Özellikle Sovyetlerin dagilmasi ile Türkiye Dogu Avrupa, Orta asya ve Kafkaslari Avrupa ile yakinlastiran bir konuma kavusmus bu ülkelerden birbiriyle göç akimlari yasamistir.

11 Eylül olaylarindan sonra Türkiye Nato öncülügündeki Baris gücü misyonunu devam ettirmis olsada A.B.D nin Irak'i vurmasiyla Türkiye ve A.B.D Iraka Amerikan askeri tasinmasi konusunda karsi karsiya gelmis ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 264 kabul ve 250 red oyu ile yinede gerekli olan 274 salt çogunluga ulasilamamis ve durum A.B.D ile iliskilerin o dönemde sogumasina sebep olmustur.

Türkiye halen daha kuzey Irak taki Kamplara baskin yapabilmek için halen daha A.B.D ne hertürlü açidan baski ya devam etmektedir.

DIS ILISKILER

Türkiye'nin Dis Iliskileri konusunda izledigi politika Hükümetin uluslararasi siyasi iliskerini de kapsamaktadir. Tarihte ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK ün reformlarinin gerçeklestirirken bati dünyasini örnek almasinin etkileri hala sürmektedir. A.B.D ile Imzalanan Kuzey Atlantik Anlasmasi ve Avrupa Birligi ile iliskiler bunu destekler niteliktedir. Soguk savasin sonrasinda Balkanlardaki konumunu daha da güçlendirmeye çalisan Türkiye Avrupa birligi ile yakin ilskiler içerisinde olmak için geleneksel hedef olarak hem kültürel ve ticari iliskiler hemde stratejik açidan önemli noktalarda güvenlik iliskileri kurmustur.